Dört ya da beş yaşlarında olmalıydım. Çocukluğumdan hatırladığım ilk anılardan biri şöyledir : Vapurla Gölcükteki evimiz den, İstanbul’daki anneannem ve dedemi görmeye geliyor olmalıydık. Herhalde huysuzluk ediyordum ki, elime oynamam için babamın pırıl pırıl parlayan dolma kalemini vermişlerdi.Zaten bir yaşındaki resimlerim de bile hep bu kalemle resimlerim var.
Eski vapurların iç dekorasyonları ahşap kaplamalarla süslüydü ve pencere kenarındaki kalorifer ızgaraları, arasında boşluklar olan, cilalı ahşap korumalıkla kaplı olurdu. Nasıl oldu bilmiyorum, oynarken dolma kalemi bu ahşap korumalıkların boşlukları ndan içeriye düşürdüm. Babam vapur çalışanlarını çağırdı, ama onlar da dolma kalemi bir türlü dışarı çıkaramadılar. Vapur İstanbul'a vardığında, ustalar uzun uğraşlardan sonra ahşap mobilyanın alt kısmını kestiler ve dolma kalemi çıkardılar. Babamın bana kızdığını hatırlıyorum. Belki bu hikayenin detayları, bana sonra dan anlatılanlardan aklımda kalmış olabilir. O kalem kıymetli bir objeydi, ama neden kıymetli olduğunu bilmiyordum. .
Daha sonra ki yıllarda bu dolma kalemi çok daha iyi hatırlıyorum.Kütüphanenin kapalı gözünde dururdu. Altı siyah, kapağı altın renginde idi ve markası Parker di. Zaten zamanın en popüler dolma kalemleri ya Amerikan markası Parker, ya da Alman Pelikan idi. Vapurdakı olaydan bu yana 70 in üstünde yıl geçti, ama o kalemin ne anlama geldiğini ve ona neden bu kadar değer verildiğini hiç bilmiyordum.
Bundan bir ay kadar önce İstanbuldan getirdiğim, anne ve babama ait eski karne ve vesikaları incelerken bulduğum sararmış bir kağıt parçası olayı aydınlattı. Babam Hamza Özmeral, 1936 yılında Heybeliada’daki Deniz Harp Lisesini 3 cükle bitirdiğinde Okul Komutanı kendisine bir altın dolma kalem hediye etmiş. Bahriye Mektebi mezuniyetlerinde dereceye giren başarılı öğrencilere altın uçlu ve altın kaplamalı bir dolma kalem hediye etmek eski bir gelenek.Babam okula ilk girdiğinde Soyadı Kanunu henüz çıkmamış olduğundan vesika da ismi, baba adıyla Hamza Kaşif diye geçiyor. Okul Komutanı kısa bir yazı ile başarısı dolayısı ile kendisini tebrik ediyor ve kendisine altın bir dolma kalem hediye ediyor.
Ben de böylece, çok küçükken, her huysuzluk yaptığımda elime tutuşturulan ama sonra değerini bilmediğim bu dolma kalemin hikayesini böylece öğrenmiş oldum.
Cem Özmeral
1 Eylül, 2026
Dublin, Ohio
Not : Genç okuyucular bilmez, 1958-59 kadar Türkiye'de resmi yazışmalar için dolma kalem (fountain pen) kullanılırdı. “Tükenmez” dediğimiz “ ink pen” lerin çıkışı bu tarihlere rastlar. Yukarıdaki olay ise 1951-1952 yılları arasındadır.. ..
|