Aslında eniştemle halamın bir oğulları daha vardı; Masum. Masum eniştemin kız kardeşinin oğlu. Eniştemin kız kardeşi hastalanıp ölünce Masum ortada kalıyor. Zira baba başka bir kadınla evleniyor. Eniştem oğlanı alıp eve getiriyor. Halam, o iyi kalpli güzel insan hiç tereddütsüz ve sevinçle çocuğu kabul edip bağrına basıyor. Herkese, Allah bana iki oğlan çocuğu verdi diye söylüyor hep.
Gel zaman git zaman Masum büyüyor. Bu oğlan Bahriyeli olmak hevesinde hep. Zamanı gelince okul imtihanına sokuluyor. Gedikli subay kısmını kazanıyor ve Bahriye hayatı başlıyor Masum'un. Genç gedikli subayın ilk görevi Atılay denizaltısı ile Çanakkale boğazında yapılan bir tatbikattır. Atılay Çanakkale boğazına doğru süzülür ve burada son olarak boğazın anaforlu sularına dalar. Tarih 14 Temmuz 1942 dir ve bu güzel yaz günü Atılay denizaltısı ve genç gedikli Masum bir daha çıkmamak üzere dalmıştır. Batış sebebi hiç bir zaman belli olmayacaktır. Kimisi bir yangın, kimisi ise Birinci Cihan Harbinden kalma bir mayına çarpma diye düşünür.*
Bostancıdaki köşkde bir anda matem havası eser. Bir kıyamet günü sanki, bir tarafta ağlamalar bağrışlar, diğer tarafta garip bir sessizlik, bir ümit ve bekleyiş.. Eniştem bütün gece uyumaz. Sabahın alaca karanlığında, Bostancıda deniz kıyısına koşar. Saatlerce, Marmaranın mavi sularını seyreder,belki Masum yüzerek çıkacak diye. Ertesi günü gene koşar aynı kıyıya. Bu bekleyiş günlerce sürer. Ama Masum hiçbir zaman çıkmayacaktır sudan. Herhalde Nurullah enişte bu acıya dayanamadı ve hastalanarak felç oldu. Ömrünün son senelerini yatakta geçirdi ve bu olaydan dört sene sonra vefat etti. O öldükten 15 gün sonrada Halam bu dünyadan ayrıldı.
Lamia Özmeral'in oğlu Cem Özmeral'e yazdığı anılar dan**
*1992 yılında Atılay denizaltıının enkazı bulundu ve geminin 1. dünya savaşından kalan bir İngiliz mayınına çarpması sonucu battığı kesin olarak tesbit edildi.